BALMUMU

Esmer, esmer san veya yeşilimtırak renkli, 62-65 derecede sıvı hale gelen, bal kokulu ve Özel lezzetli bir kütledir. Rengine göre ticarette “san balmumu” ve “esmer balmumu” olmak üzere iki kaliteye ayrılır. San balmumu daha değerlidir.

1  – Krause, K.: Über den giftigen Honig des Pontischen Kleinasien – Naturwiss. 24: 976 (1926).

2 – Ksenophon : Anabasis (Onbinlerin dönüşü), çeviren: T. Gökçöl, 146 Hürriyet yay. No. 88,

İstanbul (1974).

3 – Bucak, M.: Zehirli bal – Farmakolog 8: 31 (1938).

4 – Ungan, A.: Şimali Anadolunun zehirli balı – Türk Hij. Den. Biyol. Derg. 2: 161 (1941).

5  – Pulewka, P.: Andromedotoxine ihtiva eden bal ve bunun zehirliliğini tayin için biyolojik bir metot hakkında – Türk. Hij.

Den. Biyol. Derg. 9: 7 (1949).

6 – Apery, R: A propos des miels veneneux- Gazete Medicale d’Orient 61: 169 (1916-17).

7 – AUınkurt, O.: Andromedo£oxin’in (Delibal’ın) kolinerjik etkileri – Ankara Üniv. Ecz. Fak. Mecm. 2: 277 (1972).

8 – Karakaya, A. E.: Zehirli balın grayanotoksin içeriği ve Rhododendron türleri üe ilişkisinin araştırılması – Ankara Üniv. Ecz.

9  – Omurtag, A.C. ve ark.: Yurdumuz zehirli ballannın laboratuvar diyagnostiği üzerinde araştırma – Ankara Üniv. Ecz. Fak.

10 – Sütlüpınar, N. ve ark.: Poisoning by toxic honey in Turkey-Arch. of Tbxicology 67: 148 (İ993).

Bilhassa melissil alkolün stearik ve palmitik asitler ile yaptığı esterleri taşımaktadır.

Eskiden dahileri, emülsyon halinde, yatıştırıcı olarak kullanılırdı. Bugün bilhassa merhem ve kozmetik preparatların hazırlanmasında kullanılmaktadır, Yakıların ve cilaların terkibine girer.

Türkiyenin çok eski bir dışsatım ürünüdür. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bilhassa Trabzon, İstanbul ve İzmir limanlarından dış ülkelere ihraç edilirdi. 1859 yılında yalnız Fransaya 98.623 Kg. balmumu satılmış olması (1) bu maddenin önemini gösterir.

Balmumu çamuru: Balmumu elde etmek için, balı alınmış, peteklerin eritilmesi sırasında dibe çöken ve yabancı maddeler ile karışık kısma verilen İsimdir.

İstanbul aktarlarında satılmaktadır.

DELİ BAL

“Bu köylerde onları şaşırtan bir tek şeyle karşılaştılar: Birçok kovan vardı ve bu kovanlardaki peteklerden bal yiyen askerler kustular, ishal oldular ve içlerinden hiç biri ayakta duramıyordu; az yiyenler körkütük sarhoş olmuş insanlara, çok yiyen-lerse azgın çılgınlara, hatta can çekişen insanlara benziyorlardı. Bu durumda birçoğu bir bozgun son-rasmdaymış gibi yere serilmiş büyük bir umutsuzluk başlamıştı. Ertesi gün kimsenin Ölmediği görüldü ve sarhoşluk yaklaşık olarak bir gün önce başladığı saatte geçti. Üçüncü ve dördüncü gün müshil almış gibi bitkin düşmüş halde ayaklandılar.”

Fatih Sultan Mehmet’in, Trabzonu zaptetmek için, bu bölgeye gelen (1461) ordusundaki askerlerden bazılarının bu balı yiyerek zehirlendiği de rivayet edilmektedir (3).

Bu baldan yiyenlerde bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik ve ishal gibi belirtiler gösteren zehirlenmeler meydana gelir (4, 5, 6). Zehirlenmenin şiddeti yenilen bal miktarına bağlıdır. Az miktarda (50-100 gr) yenilmiş ise zehirlenme belirtileri kısa zamanda ortadan kalkar. Çok miktarda yiyenlerde ölüm meydana geldiği görülmüştür (4, 5, 6, 7).

Balın zehirliği taşıdığı andromedotoksin grubu bileşiklerden ileri gelmektedir. Bu bileşik bölgede bol olarak yetişen Rhododendron türlerinin çiçekle-

rinde bulunmaktadır (8, 9, 10, 11). Bu bölgede R. poniicum L. (Komar, Kara ağu) ve R. luteum Swe-et (Ziıın, San ağu) türleri yaygındır.

N. Sütlüpınar ve arkadaşları yayınladıkları bir araştırmada (10) deli bal zehirlenmelerinin tedavisi konusunda, 1983-1988 yıllan arasında Kartal İşçi Sigortası Hastanesinde yatan, 11 hastaya uygulanan tedavi yöntemine dayanarak bilgi vermektedirler. Hastalar glikoz serumu ve atropin (1 mg i.v.) verilerek tedavi edilmişlerdir.:

Bilhassa taze bal zehirlenme yapmaktadır. Eskimiş veya kaynatılmış ballarda zehirlenme görülmemektedir.

Deli bal, taşıdığı Rhododendron poleninin, mik-roskopik bir araştırma ile, saptanması sonucu kolaylıkla diğer ballardan aynlabilir (11).

Hemsin (Trabzon) bölgesinde deli bal çok olmaktadır. Yöre halkı bu balın kestane çiçeğinden oluştuğunu söylemektedir. Bu. tip ballarda yaptığımız mikroskopik incelemelerde çok miktarda kestane çiçeği polenine rastlanmıştır

BAL

Apis mellifera L. (Apidae) (Bal arısı) tarafından çiçeklerden alınarak peteklerde biriktirilen bir maddedir. Amele arılar tarafından çiçeklerden alınan nektarda bulunan şekerler arının bal torbasında, arının tükrüğünde bulunan invertaz tesiri ile, inverti şeker haline geçer. Peteklerde toplanan bal, petekten tazyik veya santrifüj etkisi ile (süzme bal) veya eritilerek (eritilmiş bal) ayrılır.

Dış görünüş: Açık sarıdan esmer sarıya kadar değişen renkli, özel kokulu (genellikle anların en çok nektar aldıkları çiçeklerin kokusunu taşır), tatlı lezzetli, taze iken şurup kıvamında ve yarı saydam bir maddedir. Su ve etanoide çözünür. Eterde çözünmez.

Bileşim: Glikoz ve levüloz (% 70-75), sakkaroz (% 2-3), dekstrin ve vitaminler taşır. Bileşimi elde edildiği bölgeye göre değişiklik göstermektedir

Eiki ve kullanılışı: Halk tababetinde çok eski devirlerden beri tedavi edici veya tadlandıncı olarak geniş mikyasta kullanılan önemli bir drogdur

(2,3). Müshil (bir defada 50-100 gr), midevi, besleyici ve kuvvet verici etkilere sahiptir. Mikrop üremesini önleyici (1) ve yara iyi edici Özellikleri de vardır. Boraks (sodyum borat, tenkâr) ile bal karışımı (10 K. boraks, 20 K. su ve 80 K. bal) çocuklarda sık görülen ağız iltihaplarına (aft, ağız ağrısı) karşı başarı ile kullanılır. Bitkisel İnfusyonlann tad-landırılması için infusyon içine % 15 oranında bal konulur.

ANZER BALI

Anzer balı bölgede halen kilosu 50 milyon TL. civarında pazarlanmaktadır. Türkiye’de Anzer balı adı altında satılan bal miktarı, bölgede elde edilen Anzer balı miktarlarının, en az yüz katıdır.

Anzer balı bilhassa yanık yaralarının tedavisinde, merhem halinde yara üzerine sürülmek suretiyle, kullanılmakta ve çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.

N. Ülker Türkiye ballarını antibakteriyel faktör bakımından incelemiş ve bu balların bakterisit ve bakteriyostatik tesirini saptamıştır. Bal ile 24 saat temas eden mikropların artık üremediğini ve en hassas deney havyanlannda enfeksiyon yapamadığını göstermiştir. Balın bu etkisi kaynatılmaya dayanamayan ve diyalize olabilen bir faktörden ileri gelmektedir. Bu faktör serum karşısında da ortadan kalkmaktadır. Antibakteriyel tesir bakımından petek ballan sızma ballardan ve Türk sızma balları Alman sızma baİIanridan üstündür (4)