İstanbul, Uluslararası Gayrimenkul Borsası’nın merkezi olacak

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, borsada derinliğin oluşmasına büyük katkı sağlayacak projelerinden birinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın projesi ve talimatı olan “Uluslararası Gayrimenkul Borsası” olduğunu belirterek, bununla ilgili çalışmaları tamamladıklarını bildirdi.

Uluslararası Gayrimenkul Borsası’nın, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) bünyesinde 57 ülkenin bütün gayrimenkul üreticileri ve tüketicilerini bir araya getirecek bir piyasa olacağını dile getiren Canikli, yasal mevzuatı yakında çıkaracaklarını, daha sonra 57 İSEDAK ülkesine teklif götüreceklerini, esnek bir modelle, hazır ülkelerle işe başlayabileceklerini aktardı.

Canikli, “Örneğin Suudi Arabistan’dan bir kişi Türkiye’de bir gayrimenkulü, tapusu dahil olmak üzere oturduğu yerden alabilecek. Her türlü bilgi o ortamda kendisine sunulacak. Sistem onun doğruluğunu garanti edecek; kefil olacak adeta” diye konuştu. Başbakan Yardımcısı, yasal düzenlemeden sonra katılımcı ülkelere teklif götürüleceğini, borsada tüm ülkelerin eşit hissesi olacağını söyledi.

 

“Mevduata verilen faizlerdeki artışı bankacılarla görüştük”
Canikli, bankacılıkta mevduat faizlerinde yükselişin mayıs ayında başladığını, haziran ayında ise tırmandığını belirterek, “Bir anda 2-3 puan birden artmaya başladı. Bu çok büyük bir tehlikedir. Bu konuyu istişare etmek için (bankacılarla) bir araya geldik. Kendi kanaatimizi aktardık, onlar kendi kanaatlerini söylediler. Burada alınmış hiçbir karar yok. Bizim onlara herhangi bir kararı dikte etmemiz söz konusu değil” dedi.

Bir süre önce bankacılarla yaptığı toplantıya ilişkin bir soru üzerine, AK Parti hükümetleri olarak ekonomide piyasa şartlarına müdahale edilmemesinin kırmızı çizgilerinden biri olduğunu bildiren Canikli, bugüne kadar piyasaya müdahale anlamına gelebilecek hiçbir adım veya kararları olmadığını ifade etti.

Canikli, bazı sıkıntılı dönemlerde, zaman zaman akademik çevreler de dahil olmak üzere, bazı kesimlerin “piyasaya bazı müdahalelerin yapılması gerektiği” yönünde görüş ve telkinleri olduğunu, hatta bilimsel altyapı oluşturularak bu telkinlerin yapıldığını dile getirerek, “Ama bugüne kadar hiçbir şekilde ekonomik olarak en zorda kaldığımız en çok sıkıştığımız dönemlerde dahi bunlara hiç itibar etmedik, dikkate almadık, kesinlikle reddettik. Bunun Türkiye ekonomisinin kredibilitesinin en önemli ayaklarından, taşıyıcı kolonlarından biri olduğunu biliyoruz” diye konuştu.

Geçmişteki bazı uygulamalara ilişkin örnekler veren Canikli, 250 milyar liralık Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti uygulamasında, bazı bankaların aşırı ihtiyatlı davrandığını, bu konuda banka yöneticileri ile bir araya geldiklerini, istişarelerde bulunduklarını ancak hiçbir şekilde müdahalenin söz konusu olmadığını kaydetti. Bu bankaların son 1,5 aya kadar bu ihtiyatlı duruşunu devam ettirdiğini dile getiren Canikli, “Bankacılarla istişarelerimiz sonucunda son 1,5 aylık zaman dilimi içerisinde toplam 140 milyar liralık KGF destekli kredi kullanıldı. 286 bin firma kullandı. İnanılmaz bir şekilde rahatlama sağladı” dedi.

Canikli, bankacılarla yaptıkları son toplantının amaçlarından birinin yükselen mevduat faizleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunmak, diğerinin de KGF uygulamaları nedeniyle bankacılara teşekkür etmek olduğunu bildirdi.
Mevduata verilen faizlerde yükselişin mayıs ayında başladığını, haziran ayında ise tırmandığını aktaran Canikli, şöyle devam etti:

“Bir anda 2-3 puan birden artmaya başladı. Bu çok büyük bir tehlikedir. Sadece reel sektör için değil, bankacılığa da çok ciddi bir finansman maliyet yükü getirecek. Mevduat faizi olarak yüzde 15-16 verdiğiniz zaman banka yüzde 2-3 maliyeti koyup bunu en az yüzde 19-20 ile kredi olarak sağlayabilir. Böyle bir rakamı sürdürme imkanı yok. Reel olarak da bakıldığında inşallah yıl sonu itibarıyla yüzde 9 civarında bir enflasyon bekliyoruz. Ona göre hesapladığınızda mevduatta yüzde 15’lik bir nominal faiz yaklaşık maliyetleri düştükten sonra 4 puanlık, verilen faizin neredeyse yüzde 50 oranında bir reel faiz anlamına geliyor. Hiçbir ekonomi bunu kaldıramaz. Bunların geri dönüşü çok büyük sancılı olur. En büyük zararı da bankalar görür. Bir şeyler yapmamız gerekiyor. Hem KGF destekli kredi uygulamaları için teşekkür etmek, hem de bu konuyu istişare etmek için bir araya geldik. Kendi kanaatimizi aktardık, hepsini tek tek dinledik, onlar kendi kanaatlerini söylediler. Burada alınmış hiçbir bir karar yok. Bizim onlara herhangi bir kararı dikte etmemiz söz konusu değil ama sonuçta bankacılık sektörü de biz de rasyonel davranmak durumundayız. Hepsinin de rasyonel davranan ve düşünen kişiler olduğunu biliyoruz. Yarın bu kadar yüksek faizli kredinin geri dönmeme ihtimali yükselince bundan yine en büyük zararı bankacılık sektörü görecek. Belki hemen olmaz ama tedbiri önceden almak durumundayız. Mevduata yüksek faiz uygulamasının rakamlara yansımaları daha 1-1,5 ay oldu. Eğer göz yumarsak 2-3 yıl sonraki dataları bozacak ama tedbiri şimdi almazsanız o zaman yapacak bir şey kalmaz.”

 

“Yüksek faiz verilen mevduat miktarı 500 kat arttı”
Bankacılık sektörünün altın çağını yaşadığına dikkati çeken Canikli, her bankanın sadece kendi hedefleri için karar aldığını, birbirleri ile görüşme yapmadıklarını, bankacıların da yapılan toplantının zamanlaması ile ilgili memnuniyet duyduğunu anlattı.

Canikli, mayısta yüzde 15 üzerinde faiz verilen mevduat miktarı 60 milyon lira civarındayken, haziran ayında 27 milyar liraya çıktığını ve 500 kat birden arttığını dile getirerek, böyle bir yarış ile mevduat miktarının artırılamayacağını, bunun mevcut kaynağın el değiştirmesi olduğunu, bu yarışın bankaya bir fayda getirmeyeceğini söyledi. Canikli, “Toplantıda kâğıda dökülmüş veya sözlü hiçbir karar alınmadı, biz sadece beklentilerimizi, kanaatimizi söyledik. Bizim yaptığımız bankacıları bir araya getirerek istişare etmek oldu” dedi.

 

Kaynak: NTV

Kaynak: http://blog.zingat.com/istanbul-uluslararasi-gayrimenkul-borsasinin-merkezi-olacak/