Kategori: Sağlık
Kusma
Büyük abdestte değişiklik
Büyük abdestte değişiklik sıklıkla rastlanan bir şikâyet olup çoğu zaman önem taşımaz. Bununla beraber muntazaman dışarı çıkmakta olan bir kimse zaman zaman kabızlık ve ishal gibi bir değişiklik bildirirse kolon kanserinden şüphe edilmelidir. Bazıları dışkının miktarına ve şekline çok önem verirler Meselâ normalde düzgün şekilli dışkı çıkaran bazı hastalar seyahat veya diyet sebebiyle mutat dışkılamanın bozulması sonucu feçesin şekilsiz ve küçük olmasından şikâyet ederler.
Hematemezis veya rektumdan kan gelmesi
Vücudun herhangi bir deliğinden kan gelmesi en ciddi incelemeleri gerektirir ve o an ortaya çıkan aşikâr bir sebebe bağlı olduğundan asla ihmal edilemez. En sık yapılan hata rektumdan kan gelmesinin hemoroide hamledilmesidir. Kanın karakteri büyük bir önem arzedebilir. Meselâ pıhtılaşıyor mu? Açık kırmızı mı yoksa koyu renkli mi? Yukarı sindirim kanalının yavaş yavaş kanamalarında olduğu gibi rengi kahve telvesi şeklinde veya koyu mu, katran gibi siyah mı?
Aile hikâyesi
Vücut orifislerinin muayenesi
Laboratuvar muyaneleri
l.Cerrahi sonuçları etkileyebilecek olan ve belirti vermeyen hastalıkların meydana çıkarılması (Şüphe edilmeyen anemia veya diyabetes bunlara örnektir);
2.Acil dışı ameliyata kontrendikasyon teşkil edebilen veya ameliyattan önce tedavi isteyen hastalıkların değerlendirilmesi (Meselâ diyabetes, kalp yetmezliği;
3.Ayrıca Ameliyatı gerektiren hastalıkların teşhisi (Hiperparatiroidizim ve feokromositoma gibi);
4.Metabolik veya septik komplikasyonların tabiatının ve derinliğinin değerlendirilmesi.
Büyük bir ameliyata aday olan hastalarda, bunlar cerrahi hastalıkların dışında fevkalade sıhhatli görünseler bile, tam bir kan ve idrar muayenesi yapılmalıdır. Bir böbrek, karaciğer veya kalp hastalığı hikâyesi halinde ayrıntılı incelemeler gerekir. Gizli ve belirti vermeyen bir böbrek yetmezliği, mademki kronik böbrek hastalığı vakalarının birçoğunda proteinüria olmaksızın farklı derecede bir azot tutulması görülmektedir, gözden kaçabilir. İdrar yoğunluğunun sabit olduğu kolayca gözden kaçtığı için ameliyattan önce sıklıkla üre azotu ve kreatinin tayini gerekir. Hepatitli hastada sarılık bulunmayabilir ve durum kan kaybı veya şokla ağır karaciğer yetmezliğine dönüşebilir.
Cerrahi hastanın tam bir preoperativ değerlendirilmesinde sıklıkla dahili konsültasyon gerekir. Kalp veya gastrointestinal hastalığı olan bir hastanın birlikte çalışmak suretiyle cerrah ve dahiliyeci tarafından eksiksiz bir değerlendirilmeye tabi tutulmasından daha takdire şayan bir tecrübe olamaz. Bununla beraber şurası muhakkaktır ki cerrah, ameliyat öncesi değerlendirilmesi ve hazırlığında tamamen dahili konsültasyona bağlı olamaz. Hazırlığın tümü cerrahın sorumluluğunda yapılmak zorundadır ve ikinci bir mesul kişi olamaz. İlaveten cerrah laboratuvar testlerinin manasını, vakanın bilhassa hikâye ve fizik muayenesindeki bulguların ve diğer özelliklerin ışığı altında yorumlayacak olan yegâne tecrübeli kişidir.