Kıl Dönmesi

Kıl dönmesi büyük bir çıban gibi ortaya çıkar ve iltihap veya sıvı akıtan bir yara halini alır. Çıbanlaşmanın ilk belirtilerinde doktorunuza başvurunuz. Hekiminiz iltihabın akıtılması için elinden geleni yapacaktır. Aksi takdirde, enfekte olmuş dokular ve iltihap cerrahi müdahaleyle alınır. Bu bölgeyi temiz tutmalı ve olası bir tekrarlama riskine karşı iyi durulamaksınız.

1217361776basit-kil-donmesi

Bağırsak İskemisi

Tıkanıklığın boyutuna göre, hafif rahatsızlık ya da ani, şiddetli ve kramplı karın ağrıları hissedebilirsiniz ve bu durum en çok yemek yerken ortaya çıkar. Eğer bu pıhtılaşma bağırsak atardamarlarında, toplu bir tıkanıklığa sebep olursa ani ve şiddetli ağrılarla karşı karşıya kalırsınız. Bazen de dışkınızda kana rastlarsınız.

Herhangi bir ani ve şiddetli karın ağrısını doktorunuza bildiriniz. Tıkanmış kan damarının teşhisi için, manyetik rezonans anjiyografi yaptırmanız gereklidir. Bu sayede tıkanıklığın yerini tespit edebilirsiniz. Cerrahi müdahale bu hastalığın tek tedavisidir. Pıhtının alınması ve hasarlı alanın iyileştirilmesi ya da bağırsağın zarar görmüş kısmının alınması gerekli olur.

Diyabet Mellitus

Vücuttaki bütün hücreler şekere özellikle glikoz türünde şekere enerji kaynağı olarak ihtiyaç duyar. İnsülin hormonu, hücrelerin kandan şekeri alabil melerine yardımcı olur. Diyabet Mellitus hastalığında ya pankreas yeteri kadar insülin üretiyordur ya da vücut hücreleri insülin etkisine direnç geliştirmiştir.

Her iki durumda da sonuç aynıdır: Vücut hücreleri kandan glikozu alamadığından dolayı kan glikoz seviyeleri yüksektir.İnsülin, mide ile spinal kord arasında yer alan yumuşak bir organ olan pankreas tarafından üretilir. Pankreas, yemek ya da atıştırma sonrası insülini kan dolaşımına bırakır. Kan şekeri seviyesi arttıkça, pankreas daha fazla insülin salgılar ve vücut hücreleri daha fazla glikozu hücre içine alarak kullanır. Eğer kan şekeri seviyesi fazla miktarda düşerse insülin salimim durur ve diğer dört hormon (kortizol, glukagon, büyüme hormonu ve epinefrin) dolaşıma salınır. Bu da karaciğerin kan dolaşımına glikoz t serbestleştirmesini sağlar.

Normal koşullar altında kan glikoz seviyesi 65-120 mg/dL arasında, uzun süren gıda alımsız periyotlara ya da ani şeker yükselmelerine rağmen dengede tutulur.

Buna rağmen, diyabet hastalığında bu benzersiz denge bozulmuştur; kan şekerinin çok yüksek olması, yüksek insülin düzeylerine ve yüksek kan şekeri seviyesini düşürmek için alınan yüksek dozda ilaçlar ani çok düşük kan şekeri seviyelerine neden olmaktadır.

Diyabet, kimi zaman seyrek, kimi zaman sürekli semptomlar üretir. Aynı zamanda bir takım ciddi hastalıkların ihtimalini de arttırabilir. Örneğin, diyabetli yetişkinler, diyabetli olmayanlara göre, iki kat daha fazla felç ve ölümcül kalp krizi riski taşır. Diyabet, böbrek yetersizliği ve körlüğün de başta gelen nedenlerinden biridir.
Diyabet çoğunlukla yaşlı yetişkinlerde olmasına rağmen, Ameri¬kalı çocuklarda en yaygın kronik hastalıklardan biridir

DİYABET MELLİTUS’UN ÇEŞİTLERİ
Diyabet Mellitus’un üç çeşidi vardır:
■ Tip-1 diyabet (insüline bağlı diyabet mellitus)
■ Tip-2 diyabet (insüline bağlı olmayan diyabet mellitus)
■ Gebe diyabeti
Tip-1 diyabet bir otoimmün hastalığıdır , ve bu hastalıkta, immün sistem yani bağışıklık sistemi, pankreas’ın insülin üreten hücrelerine saldırır. Sonuç olarak, pankreas gittikçe daha az insülin üretir.

Yıllar ya da aylar içinde immün sistemin pankreasa atağı yavaş yavaş gerçekleşir. Hâlâ yeterli insülin üretimi vardır; diyabet semptomları henüz gelişmemiştir.

diabet1

Fakat er ya da geç, vücut yeterli insülini üretemez hale gelir. Kan şekeri (glikoz) tehlikeli yüksek seviyelere çıkar. Pankreasın üretemediği insülin günlük insülin, iğneleriyle yerine koyulmak zorunda kalınır.

Tip-1 diyabet genellikle; 35 yaştan önce, çoğu kez 10-16 yaş arasında ortaya çıkar. Kadın ve erkeğe aynı derecede etki eder. Diyabetiklerin yaklaşık %10 ile %5’i tip 1 diyabete sahiptir.Araştırmacılar tip-1 diyabetin virüslerin ve kalıtımın kombinasyonu sonucunda oluşabileceğini düşünüyorlar. Bir teoride, tip-1 diyabetlilerin bir virüsün açığa çıkmasını tetikleyici bazı otoimmün hastalıklarına genetik olarak zayıf oldukları şeklindedir.

Virüsler şüphelendirir, çünkü diyabet kimi zaman bir virüs enfeksiyonundan sonra başlar. Koksakivirüs bazı vakalarda zanlı olarak tanımlandı. Diğer araştırmacılar, bir takım toksinlere maruz kalmanın tetikleyebileceğine inanıyor. Bazı araştırmacılar da, inek sütündeki proteinlere bir çocuğun maruz kalmasının, diyabete yol açıp açmayacağım sorguluyor.

Yıllar ya da aylar boyunca pankreas, insülin direncini kırmak için fazladan insülin üretimi yapar. Kan şekeri seviyesi nispeten normalde kalır ve semptomlar yoktur. Fakat eninde sonunda, insülin direnci güçlenir ve pankreas fazla insülin üretmekten tükenir. Bu noktada, kan şekeri seviyesi normalin üstündedir ve semptomlar başlar.

Gebe diyabeti Bazı hamile kadınlarda yükselen kan şekeri gebe diyabeti’ne neden olur. Bununla beraber, doğumdan sonra kan şekeri seviyeleri genellikle normale döner. Gebe diyabeti olan kadınlar gelecekte tip-2 diyabete yakalanma riski taşırlar.

SEMPTOMLAR
Diyabete neden olan pek çok farklı semptom vardır. Bazı semptomlar yüksek kan şekerinden kaynaklanır, bazılarına da vücudun farklı bölgelerinde oluşan diyabet hasan neden olur. Çok fazla şeker düşürücü tedaviden (insülin ya da tabletlerle) kaynaklanan düşük kan şekeri nedeniyle de semptomlar görülebilir.

Semptomlar çoğunlukla seri halde gelişir. Tip-1 diyabeti olanlar daha çok idrar çıkarır, susar, ve idrara çıkmanın, kusmanın artması nedeniyle birkaç günün içinde hızla su kaybeder. Kanda yüksek seviyelerde asit birikir. Sarsılan kişi, bilincini kaybedebilir ve hemen tedaviye başlanmazsa ölebilir.

Semptomların birden başlaması ya da oldukça ciddileşmesi tip-2 diyabet için olağandışıdır. Kafa karışıklığına, güçsüzlüğe, hemen müdahale edilmezse komaya sürükleyen, hiperosmolar komanın neden olduğu seyrek durumun dışında.

Susuzluğun ve idrar çıkarmanın artması Kanda aşın yüksek seviye¬lerde glikoz biriktiğinde, glikoz vücut dokularından ve kandan su çeker. Böbrekler kandaki fazla suyu algılar ve onu atılan suya, idrara dönüştürür. Artan susuzlukla beraber, idrara çıkmadaki artış nedeniyle vücut susuz kalır.

Azalan enerji ve artan iştah
Diyabette, insüline direnç ya da yetersiz miktarlardaki insülin nedeniyle, vücut hücreleri yeterli glikozu alamaz. Hücreleriniz yeterli enerjiyi alamadığında da enerjinizin olmadığını hissedersiniz. Ve hücreleriniz yeterli gıda alamazsa, aç hissedersiniz.

Ayrıca, diyabet böbreğe hasar vermeye başladığında, böbrekRetînopatilerin vücut artıklarını ve toksinleri temizlemekteki yetersizliği enerji kaybına neden olur. Kilo kaybı İştahın artmasına rağmen kilo kaybedebilirsiniz. Çünkü vücut hücreleri, enerji için yeterli glikozu alamaz, glikoz yerine enerji için yağı kullanır, vücudun yağ stoklarını tüketirler.Görme problemleri Diyabet, tedaviyle hafifletilebilen geçici göz bozukluklarına neden olabilir. Ancak, uzunca bir süre ilgisiz kalınırsa, kalıcı göz bozukluktan yaratabilir.Karıncalanma hissi ve acı Tedavi edilmeyen diyabet sinirlere zarar verir; his ve acı yitimine (özellikle ayaklarda ve alt bacaklarda) yanma hissine neden olur.

Kafa karışıklığı ve bilinç kaybı Tip-1 diyabet sadece, ciddi su kaybına ve yüksek kan şekerine neden olan şiddetli insülin yokluğu değildir, aynı zamanda kanı asitlendirir ve başka metabolik anormalliklere neden olur. Tüm bu anormalliklerin karışımı ise sürmenaja, kafa karışıklığına, bulantıya, kusmaya ve en sonunda da bilinç kaybına ve ölüme neden olur. İnsülinle ve intravenöz sıvılarla (ve bazen bir takım minerallerle) tedavi bu semptomları tersine çevirebilir, tabi ki tedavi ne kadar kısa sürede başlarsa…

Tip-2 diyabet de, yüksek kan şekeri ve ciddi susuzlukla birleşen benzer semptomlara neden olur. Fazla ilaç kullanmaktan (insülin ve bir takım diyabet ilaçlan) kaynaklanan son derece düşük kan şekeri de benzer semptomlar üretir.

DİYABETİN KOMPLİKASYONLARI
Diyabet Amerika’da sakatlığın ve ölümün en başta gelen nedenler inden biridir. Diyabetin komplikasyonları kalbi, gözleri, böbrek¬leri, kan dolaşımını, sinirleri ve deriyi etkiler. Bu ciddi komplikasyonlar her diyabetin kaçınılmaz sonucu değildir.

Tip-1 diyabet için açıkça görülüyor ki, kan şekeri seviyenizi sıkı kontrol altında tutarak komplikasyon riskini azaltabilirsiniz. Kanıtlar çok güçlü olmamasına rağmen, pek çok uzman bu durumun tip-2 diyabet için de gerekli olduğunu düşünüyor.Birbirini takip eden komplikasyonlar bir uzmanın yardımıyla saptanabilir, müdahale edilebilir ve yönetilebilir.

Retinopati: Retinopatİ, yüksek kan şekeri seviyesi, gözün arkasını kaplayan ışığa duyarlı retinanın küçük damar yollarına zarar verdiğinde oluşan ciddi bir problemdir. Yılda en az bir kere diyabetik göz muayenesi için bir göz doktoruna gidilmelidir. Doktor, lazer tedavisiyle kontrol altına alınabilinen retinopatiyi erken teşhis etmekte yardımcı olmak için, retinanızın düzenli fotoğraflarını çeker ve flüoresan anjiyografi adı verilen testi yapar.

Nefropati: Nefropati, böbreklerin vücudumuzdan atığı atabilme yeteneğinin azalması, narin filtreleme sisteminin hasar görmesidir. Diyabetin böbreklere verdiği hasar, eğer yüksek tansiyonunuz da varsa, ağırlaşır. İdrarınızdaki albümin proteinini izleme testi diyabetteki böbrek hasarını erken teşhis etmeye yarar. Eğer diyabetiniz varsa, böbrek hastalığının erken sinyallerini alabilmek için yılda bir kere kan ve idrar testi yaptırmalısınız.
Böbrek hasarı geri döndürülemez, fakat kan şekerini ve tansiyonu kontrol altında tutarak

Diyabet ve yıllık göz muayenesi
Diyabetli kişiler, diyabet hastalarında çok sık görünen olası üç önemli hastalığa karşı yılda bir kere bir göz doktoruna kontrole gitmelidir; diyabetik retinopati, glokom ve katarak. Glokom ve katarak diyabetli kişilerde genellikle iki kere oluşur. daha fazla hasarın önüne geçilebilir. Anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörü (ACE inhibitörü) adı verilen bir tür tansiyon ilacı, tansiyonunuz yüksek olmasa bile böbreklerinizi koruyabilir.

İdrar yolu enfeksiyonlarına hemen müdahale edilmesi de böbrekleri korur. Üzerine gidilmeyen diyabet, çoğunlukla böbreklerin iflasına neden olur, diyaliz ya da böbrek nakli gerektirebilir.Kalp damarlarında ateroskleroz: Anjine, kalp krizine ve kalp yetmezliğine neden olan ateroskleroz, çoğunlukla diyabetiklerde görülür. Kan şekerinizi kontrol altında tutmak, aterosklerozu önlemekte bir miktar yardımcı olacaktır.

Eğer diyabetikseniz, kolesterol ve tansiyonunuzu kontrol altında tutmak çok daha önemlidir, çünkü yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol diyabetiklerde koroner arter hastalığının başlıca nedeni olarak görülmektedir.

Ayak problemleri: Birçok nedenden dolayı, ayak ülserlerini ve ayak yaralarını kapsayan ayak problemleri, diyabetikler arasında yaygındır. Sinir hasarı, büyüyen bir iltihaptan sizi habersiz bırakacak kadar his kaybı yaratabilir. Büyüyen iltihaplar zor iyileşirler çünkü kan akışı azalır. Diyabetiklerde yara enfeksiyonları çok kolay gelişir. Kangren ve ampütasyona neden olan ciddi iltihaplanmalar asla iyileşemeyebilir.

Ayaklarınızı her gün yıkamalı, yaralar ya da enfeksiyon sinyallerine karşı dikkatle muayene etmelisiniz ve eğer şüpheli herhangi bir şey bulursanız, doktorunuza başvurmalısınız. Ayak hastalıkları uzmanı (podiatrist) tırnaklarınıza bakacaktır. Tırnaklar çok kısa kesilmemeli ve enfeksiyonu önlemek için düzenli kesilmelidir. Daima ayakkabı giyin
ve iki hafta içinde geçmeyen ne türden yara olursa olsun mutlaka uzmanınıza görünün.

Enfeksiyonlar
: Kan şekeri çok yüksek olduğunda beyaz kan hücreleri enfeksiyonları ihraç etmekte etkin bir biçimde çalışamazlar. Diyabetikler özellikle deri üstü ve vajina içi mantar enfeksiyonlanna ve aynı zamanda kan çıbanlarına ve bakteriyel enfeksiyonlara meyillidirler.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Eğer diyabet semptomlarından herhangi biri varsa, size fizik muayene uygulayacak, kan ve idrarınıza şeker testi yapacak bir doktora gitmelisiniz. Kanınızda ya da idrarınızda kan şekeri seviyesi normal çıkmazsa, doktorunuz kanınızı tekrar test edebilir. Test, yemek yedikten iki saat sonra ya da bir gecelik açlıktan sonra ya da glikoz toleransı testi formatında yapılmalıdır.

Glikoz toleransı testinde, size içmeniz için şekerli su verilir ve beş saat süresince kan şekeri seviyeleriniz ölçülür. Kandaki yüksek glikoz seviyesi diyabetiniz olup olmadığını belirler. Doktorunuz ayrıca, çoğunlukla tip-1 diyabetlerde oluşan yağ parçacıklarının, ketonların, olup olmadığım anlamak için idrar testi yapabilir.
Diyabet iyileştirilemez, fakat doğru tedaviler komplikasyonları ve semptomları büyük oranlarda azaltabilir.

Başka bazı özel koşullar dışında, tedavi ekibi üzerinde en önemli kişi diyabetli kişidir. Siz eninde sonunda hastalığını, büyük bir dikkatle ilacını, egzersizini, diyetini kontrol etmesi gereken kişi olacaksınız

Başlangıçta bu durum caydırıcı gelebilir, fakat çoğu kişi diyabetini yönetmeyi öğrenir ve çok kısa bir süre içinde de basit ve kolay gelir.
Atılması gereken en önemli adım (ve sizin de ilk yapmanız gereken şey) hastalık hakkında bilgilenmenizdir. Uzman doktorunuz, hemşireler ve diğer sağlık görevlileri hastalık hakkında sizi bilgilendireceklerdir.Uzmanınız size bir tedavi planı yapacaktır, düzenli egzersizler verecektir, sizinle düzenli bir şekilde ilgilenecek, insülininizi, glikoz seviyelerinizi denetleyecek ve uzun vadeli komplikasyonların semptomlarını araştıracaktır. Amerikan Diyabet Vakfı yararlı bilgiler sağlayabilir.

Diğer uzmanlar da diyabetle ilgili problemlerle uğraşır. Göz doktoru, diabetik retinopati gelişme ihtimaline karşı düzenli göz muayenesi yapar. Ayak hastalıkları uzmanı (podiatrist) ayak bakımını sağlar. Diyetisyen (beslenme uzmanı), tıbbi ihtiyaçlarınıza uygun diyet planlamasında yardımcı olur. Eğer böbrek fonksiyonları bozuluyorsa, bir nefroloji uzmanının (nefrolog ya da böbrek hastalıkları uzmanının) yardımına ihtiyacınız olacaktır. Tedavinin ilk amacı kandaki glikoz seviyesini normalleştirmek olmalıdır, uzun vadeli hedefleri ise olası komplikasyonlar önlemek ve ömrü uzatmak olmalıdır.

Ciddi diyabeti olan az sayıda kişi, pankreas nakli yaptırmaktan yararlanabiliyor. Çünkü pankreas nakli, doku uyumları tam olan bireyler arasında yapılmalıdır ve alıcılar vücuda nakledilen hücre¬lerin reddedilmesine karşı, yan etkileri olabilen, çok güçlü immün (bağışıklık sistemi) baskılayıcı ilaç tedavisi almalıdır.

Tip-1 diyabet için: Tip-1 diyabeti olan kişilerde kan glikozu seviyesini normalleştirmek için üç yol vardır: Vücudun üretmediği hormonu yerine koymak için her gün insülin iğnesi olmak, beslenme planı ve düzenli egzersiz yapmak. Doktorunuz sizi düzenli olarak muayene edecek ve gün içinde birkaç kere kan glikozu seviyenizi ölçmeniz gerekecektir.

İnsülin Tip-1 diyabetikler, kendilerine yapmayı öğrendikleri insülin iğnesine, günün farklı zamanlarında ihtiyaç duyarlar. Deri altına uygulanan iğneler bir süre sonra kısmen acısız ve rutin gelmeye başlar.

Enjekte edilebilen insülin orijinalinde, domuz ya da büyük baş hayvanın pankreas bezlerinden elde edilirdi, bugün kullanılan insülin ise, artan bir oranda, genetik mühendisliği tarafından üretilen insan insülinidir. İnsülin iğnelerinin; çok kısa süreli olanı (insülin lispro), kısa-süreli olanı (regüler insülin), orta-süreli olanı (isophane insulini ve çinko insulini) ya da uzun-süreli olanı vardır.

İnsülin iğnesi yapıldıktan sonra; 30-60 dakika (kısa-süreli),

Tip-1 Diyabetliler için Yoğun Tedavinin Faydaları
Yoğun insülin uygulaması, daha az yoğun konvansi-yonel tedavilerle kıyaslandığında, tip-1 diyabetis mellutusu olanlarda komplikasyon gelişimini yavaşlatabilir ya da erteleyebilir, bu durum 9 yıl süresince gözlemlenen 1400’den fazla kişiden oluşan denekte kontrol edildi. Yoğun tedavi günde en az dört defa kan şekerinin bakılmasından ve günde en az üç defa insülin verilmesinden oluşuyor dozu, alınan gıdalardaki glikoz miktarı ölçümlerine ve öngörülen egzersizlere göre ayarlanan

Konvansiyonel tedavi, genelde doz ayarlamasız, günde bir ya da iki insülin iğnesinden oluşur. Yoğun uygulamanın faydaları çalışmanın başında diyabet komplikasyonu olmayanlarda ve çalışmanın başında bazı diyanet komplikasyonu olanlarda gözlemlendi. Yoğun uygulamayla tedavi edilenlerde çoğunlukla ciddi düşük kan şekeri reaksiyonları ve konvansiyonel tedavi görenlere göre kilo artışı oluştu.

Glikozu İzlemek Ve İnsülin İğnesi Yapmak
Doktorunuz, glikoz için kanınızı günde kaç defa ve ne zaman test etmeniz gerektiğini size anlatacaktır. Küçük bir not defteri kullanarak; testi ne zaman yaptığınızı, sonuçlarını, ne yediğinizi, nasıl hissettiğinizi, ve ne kadar egzersiz yaptığınızı kaydedin. Bu kayıtlar size ve doktorunuza, uyguladığınız tedavi planının nasıl gittiğini ve düzenleme yapmanın gerekli olup olmadığını gösterecektir.

Doktorunuz ya da diyabet eğitmeniniz, evde kendi kendinize kan glikozunuzu test etmeye yarayan aletler tavsiye edeceklerdir. Test edilen kan (idrar değil), kandaki şeker miktarının çoğunlukla kesin sonucunu verir. Test, kan örneği için parmağınızı iğneyle delme¬nizi ve renklendirilmiş çubuğa damlatmanızı (şeker ölçme çubukları) gerektirir. Daha sonra bu çubuk, ihtiyacınız olan insülin miktarını ayarlamaya yardımcı olan glikoz monitörüne yerleştirilir.

Bazı diyabetikler kanlarını test etmek yerine idrar testi yapmayı tercih ederler. Bu, ikinci en iyi test olmasına rağmen, eğer bu testi seçerseniz, yine de idrar şeker düzeyini düzenli olarak kontrol etmelisiniz.

İnsülini enjekte etmek Doktorunuz kullanacağınız insilünün türünü, kaç defa kullanacağınızı, ve ne zaman enjekte edeceğinizi size anlatacaktır. Başlangıçta, pek çok insan iğnelerin acıtacağından şikayet eder. Fakat sonra öğrenirler ki, iğneler oldukça ince ve kısa olduğu için ve kasın içine değil deri altına yapıldıkları için acısı oldukça azdır. Karın, kolların üstü, üst bacaklar, bel kısmı ve kalçalar insülini enjekte etmek için iyi noktalardır. İğne yapılacak yeri, bir miktar gerdikten sonra iğneyi batırmak, ilacı enjekte ederken de deriyi serbest bırakmak gerekir. İğne yapılan bölgeleri değiştirmek önemlidir, böylece yaralı doku ve yağ, iğne yerlerinde birikmez, vücudunuzun insülin emilimini engellenmezler. Tek kullanımlık iğneler kullanılmalıdır.

Ne yiyebilirim?

Diyabeti olan kişilerin, alışkanlıkların insanı olması gerekir. Kan şekeri seviyesini normal bir düzeyde tutmak için kan şekerini etkileyen üç faktörün -diyet, egzersiz ve ilaç- miktarını ve zamanlamasını düzenli bir şekilde uygulaması gerekir.
Düzensiz yemek yemek ya da vücudu glikoza aç bırakmak ve sonra büyük öğünlerle birden yüklenmek, kan şekerinde dramatik dalgalanmalara neden olur, metabolizmanızı yorar ve ne kadar ilaca ihtiyacınız olduğunu öngörmeyi zorlaştırır.
Gıda ve egzersiz aracılığıyla kan glikozunuzu düzenlemek için bazı ip uçları:

■ Hergün yaklaşık aynı miktarlarda gıda alın.
■ Hergün öğünlerinizi ve ara öğünlerinizi yaklaşık aynı zamanlarda yemeye çalışın.
■ Öğünlerinizi ve ara öğünlerinizi atlamayın.
■ Diyabet ilaçlarınızı her gün yaklaşık aynı zamanda alın.
■ He rgün yaklaşık aynı zamanda egzersiz yapın.
■ Doktorunuzla, öğünler, ara öğünler, ilaç ve egzersiz için size en uygun zamanlamayı konuşmalısınız. Diyabetiniz hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olursanız, onu kontrol etmekte o kadar donanımlı olursunuz.

Diyabet: Doktorunuza Gittiğinizde

DOKTORUNUZLA TARTIŞACAĞINIZ SORULAR
:
■ Kan şekeri seviyelerinizi bir günlüğe kaydediyor musunuz (gününü, günün zamanlarını ve kan glikozu seviyenizi)? Kan şekeriniz ne kadar sıklıkta 80 miligram/desilitre’nin altına ya da 140 miligram/ desilitre’nin üstüne çıkıyor?

■ Kilo aldınız ya da verdiniz mi? Aşırı susuzluk çekiyor ya da sık idrara çıkıyor musunuz? Genelde aç hissediyor musunuz? Görme bulanıklığınız var mı? Bunlar yükselmiş kan şekeri semptomlarıdır.
■ Ayaklarınızı korumak için her zaman ayakkabı giyer misiniz? Ayaklarınızı her gün yaralar ya da iltihaplar için kontrol eder misiniz? Diyabetten dolayı ayaklarda artan hissizlik, farkına varmayacağınız iltihaplara neden olabilir.

■ Göğüs ağrınız var mı ya da nefesiniz çabuk kesiliyor mu? Diyabet kalp krizi riskini arttırır, ve nefes almakta güçlük ya da göğüs ağrısı erken uyarı semptomları olabilir.
■ Diyabetiniz için hangi ilaçları kullanıyorsunuz? Almayı unuttuğunuz oluyor mu?
■ Diyabetinizi kontrol altında tutmak için diyetinizi düzenli uyguluyor musunuz?
■ Ne kadar egzersiz yapıyorsunuz?
■ Daha önce hiç baş dönmesi, sersemlik, kafa karışıklığı, terleme geçirdiniz mi? Bunlar düşük kan şekeri semptomlarıdır.
■ Kan şekeriniz düştüğünde ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
■ En son ne zaman bir göz doktoruna gittiniz? Yılda en az bire kere tam göz muayenesi yaptırmalısınız.
■ Ayaklarınızda yanma hissi var mı? Bu sinir hasarından kaynaklanıyor olabilir.

■ Eğer kadınsanız, çocuk yapma planınız var mı? Eğer cinsel olarak aktifseniz, doğum kontrol hapı kullanıyor musunuz? Diyabetin hamilelikten önce ve sonra kontrol altında tutulması oldukça önemlidir.
■ Diyabet komplikasyonlarının riskini azaltmak için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
■ Diyabet, hamileliğinizi nasıl etkiler ya da komplikasyonların riskini azaltmak için ne yapılmalıdır, biliyor musunuz?
DOKTORUNUZ AŞAĞIDAKİ VÜCUT FONKSİYONLARINI MUAYENE EDECEKTİR
■ Kalp atış hızı ve kan basıncı
■ Gözler
■ Kalp ve ciğerler
■ Nabız
■ Ayaklar (derideki çatlaklar, ülserler ve his kontrolü için)
■ Refleksler
DOKTORUNUZ AŞAĞIDAKİ LABORATUAR TESTLERİNİ İSTEYECEKTİR
■ Hemoglobin A1c (son üç aydaki kan şekeri ortalamanızı hesaplamak için yapılan kan testi). Her bir testin sonucunu ve normal değerlerini bilmelisiniz.
■ Yılda bir kere idrar testi. İdrarınızdaki protein, böbreklerinizi etkileyecek olan diyabetin işaretidir.
■ Kan glikozu seviyesini kontrol etmek için kan testi.
■ Kan kolesterolü testi.

Genç Tipi Romatizmal Artrit

Genç tipi romatizmal artirit birçok eklemi, ya da sadece birkaç tanesini ve diğer vücut sistemlerini de etkileyebilir. Etkiler şiddetli ya da hafif olabilir. Genelde birkaç hafta süren ateşlenmelerle birlikte hastalığın şiddeti artar ya da azalır. Bu hastalık ergenlik çağında kendiliğinden düzelir.

Diğer birçok doğuştan gelen bağışıklıkla ilgili hastalıklar gibi, kızlar erkeklere oranla dört kat daha fazla etkilenir. Genç tipi romatizmal artirit, olan çocuklarda görme kaybı ve glokom gibi komplikasyonlara neden olabilen iris iltihaplanmalan riski daha yüksektir.

romatizma-tedavisi

SEMPTOMLAR
Çocuğunuzda genç tipi romatizmal artirit varsa, etkilenen eklemler şişer, hareketleri sınırlanır, sertleşir, acı verir ve sıcak olur. Bazı çocuklarda göz çevresindeki bölgeler de ağrıyabilir. Bu hastalığın belirtileri boyundaki ve kol altlarındaki lenf bezlerinin şişmesi; geceleri, normal derecesi ile 39.4°C arasında dalgalanan ateş; kollar, bacaklar ve gövdede görülen kırmızı döküntüler ve karın ağrısıdır.

Çocuğunuzun iştahı kesilebilir, kilo kaybı yaşayabilir ve anemik olabilir. Kalbin çevresindeki zarın şişmesi olan perikardit de göğüste ağrıya neden olabilir.İlk başta iristeki iltihaplanmanın bir belirtisi yoktur. Ama zamanla genel bir göz ağrısı ve parlak ışıkta ağrıya neden olabilir.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Çocuğunuzun doktoru röntgen, kan testi ve genel bir muayenenin yanı sıra belirtilere bakarak da bir teşhis koyar. Genç tipi romatizmal artirit, yetişkinlerde görülen romatizmal artirit ile aynı şekilde tedavi edilir. Tedavi genellikle iltihaplanmanın azaltılmasına. yöneliktir.

Eklemlerin hareketliliğini sağlamak için düzenli spor yapılması çok önemlidir. Doktorunuz çocuğunuzun yapması ve sizin çocuğunuza yaptırmanız için bazı egzersizler verebilir. Bazı durumlarda fizik tedavi de faydalıdır.

Çocuğunuzun bol bol istirahat etmesi gerekir. Aşırı derecede yorulması ateşlenmelere neden olabilir. Yine de çocuğunuzu hareket etmesi için teşvik etmelisiniz. Genç tipi romatizmal artirit olan çocukların, iris iltihaplanması olup olmadığını belirlemek için doktor tarafından yarıklı lamba ile muayene edilmeleri gerekir.